Editör: Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir
Soru: Yrd. Doç. Dr. Servet Altay
Cevap: Yrd. Doç. Dr. İsmail Polat Canbolat
Yardımcı Editör: Uz. Dr. Serkan Ünlü

A) Hastaya özgü öneriler;

Hastada kardiyak toksisiteyi azaltmak için KY tedavisinin optimal olarak düzenlenmesi önerilmektedir. Kalbi içerisine alan radyoterapi, kardiyotoksisitesi gösterilmiş alkilleyiciler veya antimikrobiyal ajanlar, immunoterapi ve hedef temelli kemoterapi antrasiklinin kardiyak toksisitesini artırabilmektedir. Mümkünse bu tedavilerden kaçınmak gerekir.

B) Genel öneriler;

Antrasiklinler solid tümörler ve hematolojik malignitelerde çok etkili kemoterapötik ajanlar olmasına rağmen kardiyak yan etkilerinden dolayı kullanımları kısıtlanmaktadır. Antrasiklinlerin kardiyak toksisiteleri oksidatif strese bağlı olarak değerlendirilmektedir. Kardiyak toksisite akut olarak, erken ve geç dönemde gerçekleşebilmektedir. Antrasiklin kullanan hastaların yakın takibi ve EF’de düşme başladığı zaman hemen KY tedavisinin başlanması, ilerleyici LV sistolik disfonksiyonunu engellemektedir.

Yardımcı Editör Notu:

Antrasiklinler miyokart hasarına neden olup, kardiyak yeniden şekillenme ile KMP’ye neden olabilen kemoterapötik ajanlardır. Hastalarda gelişebilecek kardiyak yan etkiler için çeşitli kümülatif doz limitleri belirtilmiş olsa da 300 mg/m2’yi aşan dozlarda kardiyak yan etki açısından dikkatli olunmalıdır. Kardiyak yan etkileri öngörmek için tanımlanmış kesin kriterler yoktur ancak çeşitli klinik özellikler yan etkilerin görülme sıklığını veya şiddetini artırabilir. Kalp hastalığına sahip olmak, ileri veya küçük yaşta olmak, eşlik eden sistemik komorbiditelerin bulunması ve kadın cinsiyet bunlardan birkaçıdır. Bu ajanlara bağlı KMP gelişir ise BB ve ACE inhibitörleriyle tedavi sağlanmalıdır. Yüksek doz ilaç alan hastalarda kardiyak biyobelirteçler ve EKO ile yıllık kontrollerin yapılması gereklidir. EKO ile LV sistolik ve diyastolik hacimlerinin, EF’nin ve fraksiyonel kısalmanın değerlendirilmesi esastır. Bunun yanısıra özellikle kardiyotoksisite riski yüksek olabilecek hastalarda, miyokardiyal deformasyon görüntülemesi kardiyotoksisite hakkında geleneksel yöntemlerden daha duyarlı olabilir. Sağlıklı EF ve hacim ölçümleri için üç boyutlu EKO kullanılabilir, bu yöntemle EF’de oluşan değişikliklerin daha erken tespitini sağlanabilir. Kardiyak MRG ve nükleer görüntüleme yöntemleri gelişmiş diğer yöntemlerdir, özellikle riski yüksek olan ve ekokardiyografiye önemli ek bilgi sağlayacak durumlarda kullanılabilir. Kardiyotoksisitenin azaltılması için öncelikle mümkün olan diğer ajanların kullanılması önerilmelidir. Yan etkinin gelişimini engellemek için BB ve ACE inhibitörlerinin kemoterapi sırasında verilmesi düşünülebilir ancak bu konuda kesinleşmiş bilgiler bulunmamaktadır. BB ve ACE inhibitörlerinin kullanımı ve kardiyotoksisite gelişimi ile ilgili prospektif randomize çalışmalar halen devam etmektedir.

Bölüm Editörü Notu:

Ek öneri yoktur

Anahtar Kelimeler: