Editör: Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol
Soru: Dr. Özge Çetinarslan
Cevap: Uz. Dr. Alper Karakuş
Yardımcı Editör: Uz. Dr. Yiğit Canga

A) Hastaya özgü öneriler;

Tekrarlayan instent restenoz (İSR) olgusunda malapozisyon, stent fraktürü, stentin tam açılamaması, suboptimal stent ölçüleri gibi olası mekanik sebepleri ve restenoz tipini IVUS veya OCT ile ortaya koymak faydalı olacaktır. Bununla beraber hipersensitivite, antiproliferatif ajanlara (DES) karşı hastada direnç olması ve rezidü aterosklerotik lezyonlar da olası sebepler arasındadır. Tekrarlayan İSR olgularında ilk stentten farklı bir stent implantasyonunu (“switch stratejisi”) tercih etmek de akılda tutulmalıdır. Diğer perkütan tedavi seçenekleri arasında cutting balon anjiyoplasti, koroner aterektomi ve artık çok az merkezde yapılan vasküler brakiterapi yer almaktadır. Atorvastatin hedef LDL düzeyi <70 mg/dl olacak şekilde yüksek dozda verilmelidir. Ticagrelor veya prasugurele geçiş mümkün görünmemektedir.

B) Genel öneriler;

İSR, PKG sonrasında % 5-15 oranında görülmektedir. Uzun ve kompleks lezyon işlemlerinde bu oran artmaktadır. Stentin tam açılamaması, malapozisyon, stent strutlarında fraktür, stent arası boşluklar, suboptimal ölçü ve basınçlarda stentleme mekanik sebepler arasında yer almaktadır.Bununla beraber özellikle diffüz İSR olgularında DES/BMS bileşenlerine karşı hipersensitivite, anti proliferatif ajanlara karşı biyolojik direnç de akla getirilmelidir. IVUS veya OCT rehberliğinde işlemi yapmak altta yatan olası nedeni ortaya koymada ve optimal tedaviyi seçmekte yardımcı olmaktadır. İlaç salınımlı balon anjiyoplasti veya DES (farklı bir antiproliferatif ajan tercihiyle switch stratejisi) implantasyonu öncelikli girişim modaliteleridir. Diğer perkütan tedavi seçenekleri arasında POBA, cutting balon anjiyoplasti, vasküler brakiterapi ve koroner aterektomi yer almaktadır.

Yardımcı Editör Notu:

Stent trombozu gelişimiyle ilişkili yukarıda da değinildiği gibi girişimsel işlem ile ilgili faktörler olduğu gibi hasta (diyabet ve böbrek yetersizliği) ile ilgili faktörler de mevcuttur. Bu tür hastalarda tromboz gelişmesinin mekanik sebepleri araştırıldıktan sonra, eğer açıklayıcı bir neden saptanamazsa, platelet fonksiyon testleri yapılarak anti-platelet tedaviye cevabı kontrol edilmelidir. Klopidogrele direnci olan hastaların nasıl tedavi edilmesi gerektiği ile ilgili görüş birliği olmamakla birlikte, hemorajik inme öyküsü olan bu hastada tikagrelor ve prasugrele geçiş yapılamıyacağını düşünürsek, en uygun öneri günlük klopidogrel dozunun 75 mg’dan 150 mg’a yükseltilmesi olacaktır.

Bölüm Editörü Notu:

Ek öneri yoktur