Editör: Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir
Soru: Doç. Dr. Kaan Okyay
Cevap: Uz. Dr. Alper Karakuş
Yardımcı Editör: Uz. Dr. Yiğit Canga

A) Hastaya özgü öneriler;

İnme hastalarında kan basıncı yükselmesi sık rastlanan bir durumdur. Mevcut hasta akut iskemik olayın 12. saatinde kan basıncı regülasyonu açısından değerlendiriliyor. Başvuru zamanlaması nedeniyle trombolitik ve girişimsel tedavi planlanmamaktadır. Kan basıncı tipik olarak iskemik olayın akut fazından (>24 saat) sonra spontan şekilde düşme eğilimindedir. Bununla beraber; güncel klavuzlar trombolitik tedavi planlanmayan ve end organ hasarı olmayan (pulmoner ödem, aort diseksiyonu, hipertansif ensefalopati) hastalarda antihipertansif tedavi başlanması için kan basıncı sınır değeri olarak sistolik >220 mm Hg veya diyastolik >120 mm  Hg önermektedir. Dolayısıyla hastaya öncelikli tercih iv BB olmak üzere antihipertansif tedavi başlanmalıdır. Hedef; kan basıncında %10-15 oranında düşmeyi sağlamak olmalıdır. Uzun dönem hedef kan basıncı değeri, akut iskemik olaydan 1 hafta sonra başlanmak üzere sistolik <140 mm Hg olmalıdır.

B) Genel öneriler;

İnme hastalarında kan basıncı yükselmesi sık rastlanan bir durumdur. İskemik SVO hastalarında kan basıncı kontrolü planlanan tedavi rejimine göre yapılmalıdır. Trombolitik tedavi planlanmayan ve end organ hasarı olmayan hastalarda yaklaşım yukarıda anlatılmıştır. Akut iskemik fazda trombolitik tedavi planlanan hastalarda, sistolik  >185 mm Hg veya diyastolik >110 mm hg değerlerinde öncelikli tercih iv BB olmak üzere antihipertansif tedavi başlanmalıdır. Hasta kanama komplikasyonları açısından yakın takip edilmelidir. Tedavinin ilk 2 saatinde her 15 dakikada, takip eden 6 saatte her 30 dakikada ve devamında 16 saat boyunca her 60 dakikada yakın kan basıncı monitörizasyonu yapılmalıdır. İlk 24 saatte kan basıncında %15-25 oranında düşüş sağlanmalı ve hastanede yatış süresince kan basıncı kontrolüne devam edilmelidir.

Yardımcı Editör Notu:

Akut iskemik inme geçirmiş hastalarda yüksek kan basıncı serebral ödeme, hematomun genişlemesi veya hemorajik transformasyona neden olabilir. Kan basıncının düşük olması ise perihematomal iskemi ve serebral infarkt alanında artışa neden olabilir. Bu yüzden bu tür hastaların kan basıncı yönetimi uzun yıllardır tartışmalı bir konudur. İskemik alanı çevreleyen dokularda (penumbra) serebral kan akımı, otoregülasyon kaybı nedeniyle, perfüzyon basıncına bağlıdır. Bu kritik süreçte kan basıncının düşmesi serebral perfüzyonu azaltarak iskemik alanı genişletip geri dönüşsüz hasara neden olabilir. Bu nedenle ilk 24-48 saatte yüksek kan basıncı istenen bir durum olabilir. Trombolitik almayan hastalarda müdahale edilmesi gereken üst sınır ise 220/120 mmHg’nın üzerindeki değerlerdir. Bu hastalarda kan basıncı i.v labetalol veya sodyum nitroprusside ile, daha önceden hipertansif olan hastalarda 180/105 mmHg, normotansif olanlarda ise 160–180/90–100 mm Hg değerlerine kadar dikkatli bir şekilde düşürülmelidir. 24-48 saat sonrası uzun dönemde ise nörolojik stabilizasyon sağlandıktan sonra gerekli antihipertansif tedavi başlanmalıdır.

Bölüm Editörü Notu:

Ek öneri yoktur